6 Mayıs 2012 Pazar

Zor İşte


Zor ya her şeyi bilip ne hissettiğini biliyor olmana rağmen hiç bir şeyden haberin yokmuş gibi yaşamak .
Zor birilerini anlamak en çokta kendini, her şey ama bildiğin her şey üstüne doğru geldiğinde kimse sana hak vermediğinde, güneş eskisi gibi öpüp seni kirpiklerinde parlamadığında, gerçekten de yalnız olduğunda zor hayat.


Doğdunuz kendi işlerinizi halledene dek mutlaka birileri vardı yanınızda.Sonra siz o işleri halledebilir oldunuz ve gittiler.Birileri girdi hayatınıza büyüdüğümde ben bu olucam dediniz.Sonra başka insanlarla tanıştınız yeni hayatlarla yeni insanların sizin hakkınızda düşündüklerini anlamak için çabaladınız.Sonra daha farklı olanı yapıp tüm bir geleceğinizi etkileyecek bir karar aldınız ve siz kendi işlerinizi halledebilir olduktan sonra hep yalnızdınız.Ailenizle çok iyiyseler 40 ,sevgilinizle çok çok iyiyse bir kaç yıl ,arkadaşlarınızla çok çok iyiyseler 20 yıl ve kendiniz çok çok çok iyiyseniz 60 yıl gördünüz mü yalnızsınız.Ama bazı anlar var gizli bir fon objesi gibi yanınızda olan ve size her şeyin düzeleceğini hissettiren insanlar.Otoyolda ilerlerken bir çok hayatın yanınızdan hızla geçtiğini fark ettiğinizde içlerinden birinin sizin için geçtiğini hissetmeniz ve en kötüsü bunu farketmeniz gibi .
Anlamadığınızda insanların neden yanınızda olduğunu .Ne hissettiğinizi bilmediğinizde yada hatırlamak, size her şeyin düzeleceğini söyleyen biri .Peki ya siz siz tanıyormusunuz kendinizi ? Siz kimsiniz ? 


Siz aslında her şeyi bilenlerden misiniz ? Yoksa herkesin başını omzuna yasladıkları ?
Siz aslında herkesin hayalini kurduğu o mutlu sondamısınız ?Ama asla mutlu olmadınız ve şimdi bunu başarıyorsunuz .Bunu başarmak için mutsuz olmayı bile seçtiniz ama sonuç ortada Siz Başardınız.






Kendimi tanıyorum ben bunlardan hiç biriyim . Sen istediğin tarafından düşün benim gibi düşünemezsin.Çünkü sen ben değilsin.Ben herkese "herkesi boşver kendi mutluluğuna bak "derim ama asla mutlu olmamam yada nereden biliyorsun deliler gibi aşık olduğum insanlayım yaşıyorum diğerlerinden farklı herkes gibi değilim bir kere özgürüm ben ,bir kere aşığım ,bir kere mutluyum .Ya sen sen nasılsın ?

4 Nisan 2012 Çarşamba

Gelecek

Gelecek...





''Gelecek yazılmadı , gelecek değiştirilebilir . Herkes kendi geleceğini olmasını istediği şekilde yaratabilir . Yaşamı kalben doğru olduğuna inandığım şekilde yaşamalıyım . Hiç kimseden etkilenmemeliyim.''


Çok ta basitti başlangıcımız. Bir kaç dakikadan ibaretti belki seni görüşüm.Sonrasında hatırlayamadım da ama asla unutmadım ki .Olasılıklar, hepsini yaratan kişi onları bir tarafına soksun istiyorum . Sen kapıyı çalıp içeriye girdiğinde benim gözlerim bir başkasındaydı belki , belki bir minik karıncanın sessiz çırpınışlarına dalmıştım beklide kapıyı çalma ihtimalini yok sayıp bir sonsuzluğa dalmıştım . Yada yanlış kapıda olmanı hayal etmiştim Kahretsin ki doğru yerdeydin doğru anda .Tüm bir yaşamı bir kıyıya atıp gitmek istediğimde bana kal diyen o kişiden bir sonsuzluk kadar nefret ediyorum .Neden kal dediyse .


Her şeyin bittiği anda gizli olan binlerce iyi başlangıç vardır .Bazen yaşıyor olmak basense hissedebiliyor olmak oysa bana yaptıkların öylesine derindeki .Hissedemiyorum bile artık.






Ve farkına varıyorum yada yeniden anlıyorum .Öyle olmasını istiyorum sadece .Aylardır hayalini kurduğum şeyi yaparken onun neden başaramadığını fark ediyorum .O da fark etsin istiyorum oysa susuyor hemde söyleyecek binlerce şeyi varken .Birden bir yazı takılıyor gözüme hiç gitmesin istiyorum.Gözüme takılan değil aslında kalbiminde görebildiğini fark ediyorum ama sadece onu, takılansa onun söylemesini istediğim sözcükler oluyor.O söylemiyor belki cesaret edemiyor .Bir kaç saniyeliğinede olsa susuyor yada konuşuyor sustuklarında gizliyor kendini .Konuşurken anlattığı her şeyin dışında aslında o .Bazen diyorum bazen o bazenlerim her bir kelimemde onu tasarlıyorum aslında . Ve basit bir kahve tadı geliyor hissediyorum kokusunu .Onun en sevdiğide  şey aslında ben de sevmeyi deniyorum ama asla başaramıyorum onu sevdiğim gibi sevmeyi bir kahvenin o basit kokusunu bile . Sonra uyanıyorum ve yaşadıklarımdan da kötüsünü hissettiğim rüyalarımı unutmak için bir rüzgara kaptırıyorum kendimi gün boyu o nereye götürürse onunla gidiyorum . Gözlerimi açtığımda kalabalık bir sırada oluyorum her zaman yediğim simitten farklı bir simit oluyor elimde ve bir diğer elimle sımsıkı tuttuğum başka biri.Gözlerimle takip ettiğim martı farklı davranıyor bana küsmüş sanki . Duyduğumsa istediğim ses değil yada önceden duyduğum hissettiklerim mi yanlış ? Yoo bak işte bu imkansız yada yeniden bir rüya mı bu ? 




Uyanıyorum ve bir de bakıyorumda yanlış durakta inmişim yaşamımdan . Karşıya geçiyorum tüm alternatifleri yok sayıp aynı yere en başa dönüyorum .Tüm hatalarımı yeniden yapma zahmetini bile göze alıyorum seni yeniden hissedebilmek için .Birileriyle konuşurken tamda çıkmaza gittiğinde o an sen geliyorsun  .Şimdiye kadar hiç fark etmediğim bir melek gibi oluyorsun birden gözümde bakıyorum sana neler söyleyebileceğini bile düşünemediğim konuşmana izin vermiyorum .Sense bir şekilde kurtarıyorsun beni sonra borçlu hissediyorum .Ve basit bir teklifini kabul ediyorum .Kendime aykırı olan bu şeyi nasıl kabul ediyorum bilmiyorum ama bir başka arkadaşın yardım ediyor sana bir başka melek sağlıyor işte bu mükemmel geleceği .Sen asla diğerleri gibi olmuyorsun .Tanıdığım tüm insanlardan daha farklısın asla onlar kadar kötü değil.




Ve sen sağlıyorsun bu yeni bahar da unutmayı.Ama bahar yenidir yeni şeyler getirir sadece sen buna izin ver baharın senden istediğide bu aslında yada benim .Tüm bir günü salak çırpınışların yerine bir başkasının mutluluğuna ayır.Yada insanların gününü mahvetmekten vazgeç.Dur ve düşün seni en çok mutlu eden kişiye onu sevdiğini söyle .O nederse desin ne hissediyorsan söyle en kötü düşüncende bile söyle.


"Seni Seviyorum" 13 harf 6 hece 2 kelime ve basit bir cümle .Ama yazması yada söylemesi en zoruda hissetmesi . Söyleyene dek bir ömrü harcıyorsunuz söylediğinizde de bir başkası sizi ...

SENİ SEVİYORUMMM ...




17 Mart 2012 Cumartesi

Keşke Böylesine Zor Olmasa




Daha önce sevmediğim birine onu sevdiğimi söyleyebilirim ama sevdiğim kişiye bunu asla yapamam dediğimi hatırlıyorumda...




O gelip bana dokunduğunda zekamın kullanabildiğim kadarını onun bana dokunduğu anda benden uzaklaşmasını sağlayacak şeyler için kullanmıştım belki.Ama bu asla istediğim şey olmadı.En kötü düşüncemde bile onu seviyorum aslında.Belki onunlayken onsuz olmak daha kolay ama bugün hissettiğim tek şey aldığı nefes değildi.Bir soluk hayatıma hiç beklemediğim bir düşünceyi daha soktu.Gerçekten de öylesine korkuyorum ki ondan sanki bendeki tüm kötü şeyler onun etkisi gibi tüm bu yaşamı benden alanda oymuş gibi.




İnsan gerçekten de zor kararlar verebiliyor bazen doğru, bezense yanlış.Artık eminim nefret ediyorsun benden ama ben niye yapamıyorum ki bunu? Yada sen nasıl becere biliyorsun ? Benim nedenim hala seni seviyor olamam.Kendime sorduğum sorular arasında buda yok değil (beklide en çok bu).Neden seviyorum seni? Neden bir başkası değilde sen ?Kader diye bir şey varmı gerçekten?Varsa neden bana ait olan tüm yolların üzerinde sen varsın ?




İki seçenek olur yaa bazen ötesini düşünemezsin ya onunlasındır yada onsuz ben neden hep onsuz olmayı seçiyorum ki?








Uzatmamak gerek sanırım olmazsa olmaz gurur falan yapmakta saçma delice şeyler yapacak bir kaç arkadaşım var işte neden fazlasını istiyoruz ki?









Bir boşluğun olduğu yerde sadece kendimizi kandırıyoruz.Geleceğimizle ilgili kararları başkaları veriyor.Bizi biz yapan şeyler başkalarına ait. Bir gün yazdıklarım yüzünden tüm bir dünya uzaklaşacak benden.Ama bu neyi değiştirebilir ki ? 



Nasıl mutluysam öyle yaşıyorum. Bazıları hala bir çocuk olduğumu bile düşünüyor ama ben böyle mutluyum.
Beni ben  yapan şeylerle yaşıyorum, bu sadece benim için önemli belki ama bir kalabalığın içine attığımda kendimi, kimse sorgulayamıyor beni. İşte bu yüzdende yalnız olmaya aşığım.Ben yalnızken sadece kendimi sorguluyorum ve yalnızlığım nedeniyle de kimse beni sorgulayamıyor.


Bir sonbahara binlerce anlam yükleriz bazen.Oysa sadece basit bir mevsim türüdür (hemde iğrenç bir tür).
Tüm bir yaşam zevkimizi alır bir kasvet havasının bize hakim olmasını sağlar.Normalde yaptığımız ve bizi en çok mutlu eden şeylerin bile saçma olduğunu düşünüp yaşama başkaldırma hissi uyandırır işte bu yüzdende iğrenç. Sadece bir kaç basit hissin beynimizde oluşmasını sağlıyor ama bunları gerçekleştirmek...
Kaçınız daha on beşinizdeyken yaşama baş kaldırdınız? Gülmeyin boş yere hayat on beşinizde her zamankinden daha da zordur. Yeni şeyler keşfedersin kendinde yeni tatlar annene ait bir vücuttayken bile  hissettiğinden farklı şeyler.Olgunlaştığını düşünürsün ama tam bu sırada bir şeyler olur ve o anki o basit dünyan alt üst olur.Bunun üstesinden gelirsin çünkü gelmek zorundasındır.Birilerine aşık olursunuz.Bunu ona mutlaka söylersiniz.Birlikte olursunuz.Sonra o gider ve siz kalırsınız.Bazen gitse de olduğunu düşünürsünüz ama en zoru bunlardan biri değil.En zoru o varken olmamasını istemek yada yokmuş gibi yaşamak.Peki ya bunların bir çözümü yok mu ? Elbette var bazen ondan daha güzel biri,bezense daha çılgınca şeyler.Çılgın olmak en iyisi her zaman için yanınızda acı çeken biri varsa siz acı çekmekten bir anlamda vazgeçiyorsunuz. 



Zor oluyor bazen anlam vermek yaşama.Bazen bir kuşun minik çırpınışları oluyor aşk, bezense liseden beri bir birine aşık ama şimdi 60 yaşını geçmiş iki ihtiyarın kalbinde oluyor, bezense küçücük bir bebeğin kalbini andıran ve senin uğruna tüm bir gününü harcayacağın kişinin kalbini seçiyor aşk yada o kişinin olmasını istiyorusun ve hayattan tek beklentinin bu olmasını diliyorsun.İstediğin tek şey günün henüz başındayken seni tüm o yaşamın sıkıcılığından kurtaracak bir meleğin gelip yanına oturması oluyor.Biri oturuyor da sen sadece onun bir melek olduğunu düşünüp kafasının hemen dibinden binlerce baloncuk çıkartıyorsun onu tasarlıyorsun kafanda  yada bir hayali.O gerçek bir melek mi bilinmez ama tek isteğin bu senin o bir melek değilse bile en azından bir günlüğüne yaşam benden aldıklarına karşılık bana böyle bir jest yapar diye düşünüyorsun.Bir kez daha yanılıyorsun.Çünkü kader denilen şey bırakmıyor peşini.


Başını farklı bir yöne çevirmeni ve bir kaç kuşu izlemeni sağlıyor sadece bir kaç saniyeliğine.Sonra o bir kaç saniyenin senin için neredeyse tüm bir hayat olduğunu düşünüyorsun ve bir renklendirmede bulunuyorsun; kırmızı için doğru karar, sarı içinse yanlış olan diyorsun tam ortasına da griyi koyuyorsun.Bitmişlik hisside var ya bir his değil aslında her baktığında onu görmek her gördüğünde onu aramak .O yüzünden  yalnızsın. İşte her kes o değil sonuçta değişmek başkaldırmak gerek en çokta kendine...



16 Mart 2012 Cuma

Anlam






Bir boşluğun olduğu yerde sadece kendimizi kandırıyoruz.Geleceğimizle ilgili kararları başkaları veriyor.Bizi biz yapan şeyler başkalarına ait. Bir gün yazdıklarım yüzünden tüm bir dünya uzaklaşacak benden.Ama bu neyi değiştirebilir ki ? 



Nasıl mutluysam öyle yaşıyorum. Bazıları hala bir çocuk olduğumu bile düşünüyor ama ben böyle mutluyum.
Beni ben  yapan şeylerle yaşıyorum, bu sadece benim için önemli belki ama bir kalabalığın içine attığımda kendimi, kimse sorgulayamıyor beni. İşte bu yüzdende yalnız olmaya aşığım.Ben yalnızken sadece kendimi sorguluyorum ve yalnızlığım nedeniyle de kimse beni sorgulayamıyor.


Bir sonbahara binlerce anlam yükleriz bazen.Oysa sadece basit bir mevsim türüdür (hemde iğrenç bir tür).
Tüm bir yaşam zevkimizi alır bir kasvet havasının bize hakim olmasını sağlar.Normalde yaptığımız ve bizi en çok mutlu eden şeylerin bile saçma olduğunu düşünüp yaşama başkaldırma hissi uyandırır işte bu yüzdende iğrenç. Sadece bir kaç basit hissin beynimizde oluşmasını sağlıyor ama bunları gerçekleştirmek...
Kaçınız daha onbeşinizdeyken yaşama baş kaldırdınız? Gülmeyin boş yere hayat onbeşinizde herzamankinden daha da zordur. Yeni şeyler keşfedersin kendinde yeni tatlar annene ait bir vücuttayken bile  hissettiğinden farklı şeyler.Olgunlaştığını düşünürsün ama tam bu sırada bir şeyler olur ve o anki o basit dünyan alt üst olur.Bunun üstesinden gelirsin çünkü gelmek zorundasındır.Birilerine aşık olursunuz.Bunu ona mutlaka söylersiniz.Birlikte olursunuz.Sonra o gider ve siz kalırsınız.Bazen gitse de olduğunu düşünürsünüz ama en zoru bunlardan biri değil.En zoru o varken olmamasını istemek yada yokmuş gibi yaşamak.Peki ya bunların bir çözümü yok mu ? Elbette var bazen ondan daha güzel biri,bazense daha çılgınca şeyler.Çılgın olmak en iyisi her zaman için yanınızda acı çeken biri varsa siz acı çekmekten bir anlamda vazgeçiyorsunuz. 

14 Mart 2012 Çarşamba

Hayat İşte




Zor oluyor bazen anlam vermek yaşama.Bazen bir kuşun minik çırpınışları oluyor aşk, bezense liseden beri bir birine aşık ama şimdi 60 yaşını geçmiş iki ihtiyarın kalbinde oluyor, bezense küçücük bir bebeğin kalbini andıran ve senin uğruna tüm bir gününü harcayacağın kişinin kalbini seçiyor aşk yada o kişinin olmasını istiyorusun ve hayattan tek beklentinin bu olmasını diliyorsun.İstediğin tek şey günün henüz başındayken seni tüm o yaşamın sıkıcılığından kurtaracak bir meleğin gelip yanına oturması oluyor.Biri oturuyor da sen sadece onun bir melek olduğunu düşünüp kafasının hemen dibinden binlerce baloncuk çıkartıyorsun onu tasarlıyorsun kafanda  yada bir hayali.O gerçek bir melek mi bilinmez ama tek isteğin bu senin o bir melek değilse bile en azından bir günlüğüne yaşam benden aldıklarına karşılık bana böyle bir jest yapar diye düşünüyorsun.Bir kez daha yanılıyorsun.Çünkü kader denilen şey bırakmıyor peşini.


Başını farklı bir yöne çevirmeni ve bir kaç kuşu izlemeni sağlıyor sadece bir kaç saniyeliğine.Sonra o bir kaç saniyenin senin için neredeyse tüm bir hayat olduğunu düşünüyorsun ve bir renklendirmede bulunuyorsun; kırmızı için doğru karar, sarı içinse yanlış olan diyorsun tam ortasına da griyi koyuyorsun.Bitmişlik hisside var ya bir his değil aslında her baktığında onu görmek her gördüğünde onu aramak .O yüzünden  yalnızsın. İşte her kes o değil sonuçta değişmek başkaldırmak gerek en çokta kendine.

11 Mart 2012 Pazar



Yaşamın İçinde












Aptal bir akıl yâda akıllı bir aptal.
Durup düşünmek yada düşünüp durmak.
Hangisi daha anlamlı ? Bir çok şey yaşandıktan sonra yaptığınız şeyin ne olduğunu anlamanız mı ? Yada tüm bunlar yaşanmadan önce düşünmek mi ? Tecrübe kazanmak mı ? Yoksa tüm bir yaşamı hiçliğin tamda ortasında sürdürmek mi?

Aptal bir akıl ? O tam olarak yeni bir gün gibidir .Bir korkusu yoktur sadece korkutur ama bir o kadarda sevindirir, sonraysa verdiklerini geri alır sabahın ilk ışıkları gelir. Belki onlar gelmeden önce düşleriniz tasarlar yeni bir günü , ama sonuç hep aynıdır güneş doğar ve kaybolur.İnsanlarda aynıdır.Doğarlar ve kaybolurlar bir fark vardır güneş gitse de yine aynı saatte geri gelir insanlarsa gider ve gelmek kolay olmaz .




Yeni bir gün sadece güneş için aynıdır aslında.Bir yerde belirir sonrada sürekli bir yere doğru hareket eder. İnsanlarsa saatler içinde değişir . Her biri için farklıdır yeni bir gün .
Anlam veremediğiniz boşluklar içinde kaybolduğunuzda, tutunacak basit bir kelime ararsınız cümlelerin sonunda ve sizin yapamadıklarınızı yapmasını istersiniz .Sonuç yine ortadadır küçük umutlar mutluluğu getirirken hayattan size verebileceğinden fazlasını istemek ise sonsuz bir mutsuzluğa açılan kapının anahtarıdır adeta .Her yeni bir kapının arkasında başka bir dünya olduğu gibi her insanında içinde farklı bir kişiliği vardır .Dışarıya yansıtamadığı yada yansıtmadığı ,basit yada karmaşık ,mutlu bir geçmiş yada tam tersi karamsar bir gelecek.Herkesin davranışlarını etkileyen şeyler vardır yada her şeyin bir nedeni.İnsanın doğası bunu gerektirir aslında .Gizemli olmak!
Kendimize karşı yarattığımız sır ve gizemler koskoca yalanların bir araya gelerek bizi dışarıya yansıtmasıdır.Ama bir şeyi unuturuz hep yada o yalana kapılır gideriz biz biziz dışarıdan göründüğümüzden farklı belki iyi belki kötü ama farklı .Tüm bir hayatımızı etkileyecek kararlar aslında en kolayıdır. Ya başkalarıyla ilgili verdiğimiz kararlar.Bence onlar en zoru . Kendinize ait bir karar verdiğinizde yine sonucu yalnızca sizi etkiler oysa çevrenizdeki insanları etkileyen kararlar aldığınızda sonuç her zaman daha ağır ve katlanılamaz olur.




Aslında kader vardır yani varmış . Bana sorsanız birkaç hafta öncesine kadar yoktu ama varmış hemde iki tane onlarsa değiştirilebilir ve değiştirilemez.Örneğin ailenizi seçemezsiniz ve kimin ailesi olacağınızı da ama kimlerin ailesi olabileceğinizi değiştirebilirsiniz.Gittiğiniz lisede, otobüse bindiğiniz duraklardan birinde, çekilmiş bir fotoğrafın arka fonunda kısacası hayatın bir yerinde birileriyle karşılaşabilirsiniz bence kader tam olarak şu doğdunuz ve öleceksiniz doğduğunuz tarih hastane her şey beklide milyarlarca ışık yılı öncesinde belirlenmiş doğdunuz tarih belli olduğu gibi öldüğünüz tarih ve yerde belli insan başladığı ve bittiği yeri biliyor .Bir yarış gibi başlangıç noktası belli bitiş noktası da ve binlerce kısa yol olduğu gibi yaşamı uzatan seçeneklerde var.Bir yaşamı birkaç mm kurtarabildiği gibi bir diğerini birkaç salisede bitirebilir yaşam olasılıklarla dolu ve bu yüzden zor .



Sonuç olarak tüm bir yaşamı kontrol eden iki büyük güç var biri Tanrı ve bir diğeri de Beynimiz.
Bu yazıyı okumanızı sağlayan şey ne ? Kader mi ? Tanrı mı? Beyniniz mi ?
Hiç biri mi ?
Cevap belli aslında 7 milyar insan ve onları yöneten bir beyin insan neyse odur eninde sonunda yalnızdır ve herkes farklıdır . Tüm bunların kötü yanı değiştirilebilir kaderimiz an esnasında belli olur bazen birkaç minik sözcük anlam katar yaşama …




Bazen diyorum hep bazen diyorum…


Bazen susuyorum ve her şeye susmalarım bir anlam katıyor.Kulak zarımı patlatıyor o sessiz çığlıklarım , bazense büyük bir gökdelen oluyor elimdeki su şişem ve sanki ucundaki kapakmışım gibi hissediyorum ve birden ayaklarımın altındaki gökdelen, dünyam oluyor .Sanki kapağı bir köşeye fırlattığımda kendimi fırlatmışım gibi hissediyorum .Oysa ne ben bir yere gidiyorum nede kapak sadece ayağımın altındaki dünya yok oluyor yada kapağın sımsıkı tuttuğu şişe birden yere düşüyor ve kapak , belki de bir insanın bir başka insana sarıldığından da sımsıkı sarılıyorken şişeye ,birden yoruluyor ve bırakıveriyor şişeyi ikisi de yere düşüyor .Yada ben bir gökdelenin tepesine çıkıyorum ve atıyorum kendimi aşağıya . Peki bu durumda ben mi dünyayı bıraktım yoksa dünya mı beni ? Ne ben dünyayı nede dünya beni.Çünkü hiç birimiz bir kapak kadar cesur bile değiliz asla ölmek için bir gökdeleni seçmeyiz .Ama neden bir şişe ve kapak? Benim kendime en yakın hissettiğim ikili. Bence şişe ve kapak ayrılacaklarını bilmelerine rağmen bağlılar birbirlerine.Bizde öyle değilmiyiz? Hepimiz bir şeyleri seviyoruz,  bazılarımız kitaplarını, bazılarımız içmeyi, bazılarımız kadınları, bazılarımız yaşamayı, bazılarımızsa sevme fikrini, bezense düşünmeyi, bazen ölmeyi düşünmeyi, bazen gitmeyi ve bazen ölmek yada gitmek dediğinde bile gidemiyor insan, yada gidiyor ama kaçtıklarını da beraberinde götürüyor.İşte tam da bu yüzden gitmek bir çözümden çok uzun vadede sorun olma halini alıyor .Gitmek ve kaçmak aynı şey çünkü.Ölmek en kolayı ama ölmeden öncede düşünüyoruz; Acaba sonrada yaşam var mı diye.Peki yaşam ne? Kimine göre para. Kimine göre aşk. Bazen büyük bir kavga, bazen büyük bir yarış. Belki vardır deyip ölmek kolay ama geri dönmek gibi bir seçeneğimiz yok sonuçta .Bazen sende yoksun. Bazen biz yokuz. Sorduğumda sana biz diye bir şey hiç olmadı dediğinde bile sevebiliyorum seni. Çünkü hep haklısın. Ben kimseyi sevemiyorum. Çünkü kendime aşığım ve kendimi kendimden kıskanıyorum. En berbat düşüncemde bile kendimi seviyorum bir başkasını değil ama böyle mutluyum sanki hep kötü hissetmeye adamışım kendimi yada yaşarken ölmeye.Peki ölmek ne ? Bence ölmek tamda dünyanın en büyük binasından kendimi yere attığım anda tam da yere çakılmak üzereyken uyandığım an .Düşünsenizse rüyalarımızda bile baş roldeyiz. Peki neden hayatımızda başkalarını ön planda tutup onlara kendimizden bile çok değer veriyoruz (Yada değer veriyormuş gibi yapıyoruz).Aslında sorun tam olarak burada başlıyor çünkü o birkaç saniyenin içinde yalanlar başlıyor .Kime daha çok değer verdiğinizi anlamak imkansız. Çünkü bu hep karmaşık ama kimin size değer verdiğini anlamak da öyle, işte bu yüzden bezenlerim var benim yada olasılıklarım yada düşüncelerimin bir alternatifi .İşte bu yüzdende korkuyorum düşüncelerimin bile bir alternatifini ben bulmuşken ya bir başkası benim alternatifimi yaratmayı deniyorsa .



Mesafeler varsa sadece ruh ikizim binlerce kilometre uzaktaysa sadece ve aramızdaki tek yanlış yaşadığımız şehirlerse buna rağmen yaşam aynıysa ve eğer iki insan beraber olmak için yaratılmışsa sonunda bir yolunu bulurlar ya biz bulamazsak,.






Yada hep kendimi kandırıyorum.




İstediğim tek şey sensin ve kendimi senden alı koyamıyorum. Bazen Çıkıp dolaşmak istiyorum.Gittiğim yerde biriyle karşılaşıyım ve evet tam da bu diyebileyim.Beni yargılamak yerine sadece sevsin istiyorum ve bu yüzden tanımadıklarımı arıyorum.Çünkü hiç biri tanıdıklarımdan daha kötü olamaz.




Ya ben hala kendimi tanıyamamışsam.Ya istediğim şey bu değilse.


İşte bu yüzden olasılıkları hesap yerine oluruna bırakmak en iyisi 






Şimdi her biriniz bir hedef belirlemeli ve kendi kurallarınızı.


Benim en yeni kuralım an içinde ne istiyorsam onu yapmak hem bence her şey mümkün sonuçta başını kaldırdığında gördüğün yıldızlar şu anda orada olmayabilir onlar milyarlarca yıl önce öyle parıldıyor olabilirler şu anda parıldayan tek şey ...







6 Mart 2012 Salı

Ön sevişme

Bir yerden başlamak gerekirmiş. 

 Yanılmıyorlar.





hayatlardaki geçişler, bitişler ve başlangıçlar hep zor olmuştur.
en kolay başlangıç; yaz’dan sonbahar’a geçerken yapraklarını döken ağaçları izlemek belkide..


düşen yapraklarda kendini görmek.. kendi hayatının düşüşünü izlemek gibi..
bilinmez sebeplerden, beklenmeyen anlardan..


sadece üzüntülerden oluşan, bir düşüş..
belki bir sonuç,
belki bir başlangıç..
bilinmez..

Böyle dibine kadar haklılar Ve bundan nefret ediyorum insanların haklı olmaları hoşuma gitmediğinden değil sadece her şeyi yaşamadan tatmak istiyorum (buna yaşam da dahil).Örneğin kimsenin beni tanımadığı bir şehirde bir hiçliğin ortasında belki,bir yerinden başlamak istiyorum.Çünkü bir yerden tutmak gerek, hayallerin gerçekleşmelerini beklemek yerini olasılıklar yaratmak bunu okurken sıkılmamanızı beklemek yerine sıkılmamanızı sağlamak gibi.

Ama ben sizin sıkılmanız'dansa bana ait fikirlerle ilgileniyorum.Mutlu olmanın sırrı da bu benim için.İnsanları umursama (ve fikirlerini de).Mutlu olmak adına bir kaç felsefem var.

  1. Kararlar ver sana ait olsun.
  2. Hepsinin doğru olduğunu düşün.
  3. İnsanları önemseme sen dahil kimse buna değmez.
  4. Düşmanından korkma.
  5. Aşık olduğunda düşünme.
  6. Doğru kişiyi bekleme.
  7. Olasılıkları hesaplama (mesela bu yazının nereye gittiğini hesaplamak yerine sadece oku).
Ne demiştim en başında insanları ve fikirlerini önemseme kendi kurallarını oluştur  ve hayatı zamanın el verdiği gibi yaşa.

Bir metroda karşılaştığın sonra saatlerce aradığın en sonunda bir başkasını ararken asla ulaşamayacağın bir noktada onu bulduğunda olması gerekenin bu olduğunu düşün.

Bildiğim bir şey var ;Gökyüzüne başını kaldırdığında kuşları görebildiğin her an aşk yaşamının bir parçası demektir çünkü aşk kuşlar gibidir daldan dala uçabilir ve kiminle olacağı asla belli olmaz.Yaşamda her şey mümkündür.



Heyyy dediğim gibi bu sadece bir ön sevişme iyi olduğunu anlamak için zaman ayır ve geleceği de oku.