Bir boşluğun olduğu yerde sadece kendimizi kandırıyoruz.Geleceğimizle ilgili kararları başkaları veriyor.Bizi biz yapan şeyler başkalarına ait. Bir gün yazdıklarım yüzünden tüm bir dünya uzaklaşacak benden.Ama bu neyi değiştirebilir ki ?
Nasıl mutluysam öyle yaşıyorum. Bazıları hala bir çocuk olduğumu bile düşünüyor ama ben böyle mutluyum.
Beni ben yapan şeylerle yaşıyorum, bu sadece benim için önemli belki ama bir kalabalığın içine attığımda kendimi, kimse sorgulayamıyor beni. İşte bu yüzdende yalnız olmaya aşığım.Ben yalnızken sadece kendimi sorguluyorum ve yalnızlığım nedeniyle de kimse beni sorgulayamıyor.
Bir sonbahara binlerce anlam yükleriz bazen.Oysa sadece basit bir mevsim türüdür (hemde iğrenç bir tür).
Tüm bir yaşam zevkimizi alır bir kasvet havasının bize hakim olmasını sağlar.Normalde yaptığımız ve bizi en çok mutlu eden şeylerin bile saçma olduğunu düşünüp yaşama başkaldırma hissi uyandırır işte bu yüzdende iğrenç. Sadece bir kaç basit hissin beynimizde oluşmasını sağlıyor ama bunları gerçekleştirmek...
Kaçınız daha onbeşinizdeyken yaşama baş kaldırdınız? Gülmeyin boş yere hayat onbeşinizde herzamankinden daha da zordur. Yeni şeyler keşfedersin kendinde yeni tatlar annene ait bir vücuttayken bile hissettiğinden farklı şeyler.Olgunlaştığını düşünürsün ama tam bu sırada bir şeyler olur ve o anki o basit dünyan alt üst olur.Bunun üstesinden gelirsin çünkü gelmek zorundasındır.Birilerine aşık olursunuz.Bunu ona mutlaka söylersiniz.Birlikte olursunuz.Sonra o gider ve siz kalırsınız.Bazen gitse de olduğunu düşünürsünüz ama en zoru bunlardan biri değil.En zoru o varken olmamasını istemek yada yokmuş gibi yaşamak.Peki ya bunların bir çözümü yok mu ? Elbette var bazen ondan daha güzel biri,bazense daha çılgınca şeyler.Çılgın olmak en iyisi her zaman için yanınızda acı çeken biri varsa siz acı çekmekten bir anlamda vazgeçiyorsunuz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder