11 Mart 2012 Pazar



Yaşamın İçinde












Aptal bir akıl yâda akıllı bir aptal.
Durup düşünmek yada düşünüp durmak.
Hangisi daha anlamlı ? Bir çok şey yaşandıktan sonra yaptığınız şeyin ne olduğunu anlamanız mı ? Yada tüm bunlar yaşanmadan önce düşünmek mi ? Tecrübe kazanmak mı ? Yoksa tüm bir yaşamı hiçliğin tamda ortasında sürdürmek mi?

Aptal bir akıl ? O tam olarak yeni bir gün gibidir .Bir korkusu yoktur sadece korkutur ama bir o kadarda sevindirir, sonraysa verdiklerini geri alır sabahın ilk ışıkları gelir. Belki onlar gelmeden önce düşleriniz tasarlar yeni bir günü , ama sonuç hep aynıdır güneş doğar ve kaybolur.İnsanlarda aynıdır.Doğarlar ve kaybolurlar bir fark vardır güneş gitse de yine aynı saatte geri gelir insanlarsa gider ve gelmek kolay olmaz .




Yeni bir gün sadece güneş için aynıdır aslında.Bir yerde belirir sonrada sürekli bir yere doğru hareket eder. İnsanlarsa saatler içinde değişir . Her biri için farklıdır yeni bir gün .
Anlam veremediğiniz boşluklar içinde kaybolduğunuzda, tutunacak basit bir kelime ararsınız cümlelerin sonunda ve sizin yapamadıklarınızı yapmasını istersiniz .Sonuç yine ortadadır küçük umutlar mutluluğu getirirken hayattan size verebileceğinden fazlasını istemek ise sonsuz bir mutsuzluğa açılan kapının anahtarıdır adeta .Her yeni bir kapının arkasında başka bir dünya olduğu gibi her insanında içinde farklı bir kişiliği vardır .Dışarıya yansıtamadığı yada yansıtmadığı ,basit yada karmaşık ,mutlu bir geçmiş yada tam tersi karamsar bir gelecek.Herkesin davranışlarını etkileyen şeyler vardır yada her şeyin bir nedeni.İnsanın doğası bunu gerektirir aslında .Gizemli olmak!
Kendimize karşı yarattığımız sır ve gizemler koskoca yalanların bir araya gelerek bizi dışarıya yansıtmasıdır.Ama bir şeyi unuturuz hep yada o yalana kapılır gideriz biz biziz dışarıdan göründüğümüzden farklı belki iyi belki kötü ama farklı .Tüm bir hayatımızı etkileyecek kararlar aslında en kolayıdır. Ya başkalarıyla ilgili verdiğimiz kararlar.Bence onlar en zoru . Kendinize ait bir karar verdiğinizde yine sonucu yalnızca sizi etkiler oysa çevrenizdeki insanları etkileyen kararlar aldığınızda sonuç her zaman daha ağır ve katlanılamaz olur.




Aslında kader vardır yani varmış . Bana sorsanız birkaç hafta öncesine kadar yoktu ama varmış hemde iki tane onlarsa değiştirilebilir ve değiştirilemez.Örneğin ailenizi seçemezsiniz ve kimin ailesi olacağınızı da ama kimlerin ailesi olabileceğinizi değiştirebilirsiniz.Gittiğiniz lisede, otobüse bindiğiniz duraklardan birinde, çekilmiş bir fotoğrafın arka fonunda kısacası hayatın bir yerinde birileriyle karşılaşabilirsiniz bence kader tam olarak şu doğdunuz ve öleceksiniz doğduğunuz tarih hastane her şey beklide milyarlarca ışık yılı öncesinde belirlenmiş doğdunuz tarih belli olduğu gibi öldüğünüz tarih ve yerde belli insan başladığı ve bittiği yeri biliyor .Bir yarış gibi başlangıç noktası belli bitiş noktası da ve binlerce kısa yol olduğu gibi yaşamı uzatan seçeneklerde var.Bir yaşamı birkaç mm kurtarabildiği gibi bir diğerini birkaç salisede bitirebilir yaşam olasılıklarla dolu ve bu yüzden zor .



Sonuç olarak tüm bir yaşamı kontrol eden iki büyük güç var biri Tanrı ve bir diğeri de Beynimiz.
Bu yazıyı okumanızı sağlayan şey ne ? Kader mi ? Tanrı mı? Beyniniz mi ?
Hiç biri mi ?
Cevap belli aslında 7 milyar insan ve onları yöneten bir beyin insan neyse odur eninde sonunda yalnızdır ve herkes farklıdır . Tüm bunların kötü yanı değiştirilebilir kaderimiz an esnasında belli olur bazen birkaç minik sözcük anlam katar yaşama …




Bazen diyorum hep bazen diyorum…


Bazen susuyorum ve her şeye susmalarım bir anlam katıyor.Kulak zarımı patlatıyor o sessiz çığlıklarım , bazense büyük bir gökdelen oluyor elimdeki su şişem ve sanki ucundaki kapakmışım gibi hissediyorum ve birden ayaklarımın altındaki gökdelen, dünyam oluyor .Sanki kapağı bir köşeye fırlattığımda kendimi fırlatmışım gibi hissediyorum .Oysa ne ben bir yere gidiyorum nede kapak sadece ayağımın altındaki dünya yok oluyor yada kapağın sımsıkı tuttuğu şişe birden yere düşüyor ve kapak , belki de bir insanın bir başka insana sarıldığından da sımsıkı sarılıyorken şişeye ,birden yoruluyor ve bırakıveriyor şişeyi ikisi de yere düşüyor .Yada ben bir gökdelenin tepesine çıkıyorum ve atıyorum kendimi aşağıya . Peki bu durumda ben mi dünyayı bıraktım yoksa dünya mı beni ? Ne ben dünyayı nede dünya beni.Çünkü hiç birimiz bir kapak kadar cesur bile değiliz asla ölmek için bir gökdeleni seçmeyiz .Ama neden bir şişe ve kapak? Benim kendime en yakın hissettiğim ikili. Bence şişe ve kapak ayrılacaklarını bilmelerine rağmen bağlılar birbirlerine.Bizde öyle değilmiyiz? Hepimiz bir şeyleri seviyoruz,  bazılarımız kitaplarını, bazılarımız içmeyi, bazılarımız kadınları, bazılarımız yaşamayı, bazılarımızsa sevme fikrini, bezense düşünmeyi, bazen ölmeyi düşünmeyi, bazen gitmeyi ve bazen ölmek yada gitmek dediğinde bile gidemiyor insan, yada gidiyor ama kaçtıklarını da beraberinde götürüyor.İşte tam da bu yüzden gitmek bir çözümden çok uzun vadede sorun olma halini alıyor .Gitmek ve kaçmak aynı şey çünkü.Ölmek en kolayı ama ölmeden öncede düşünüyoruz; Acaba sonrada yaşam var mı diye.Peki yaşam ne? Kimine göre para. Kimine göre aşk. Bazen büyük bir kavga, bazen büyük bir yarış. Belki vardır deyip ölmek kolay ama geri dönmek gibi bir seçeneğimiz yok sonuçta .Bazen sende yoksun. Bazen biz yokuz. Sorduğumda sana biz diye bir şey hiç olmadı dediğinde bile sevebiliyorum seni. Çünkü hep haklısın. Ben kimseyi sevemiyorum. Çünkü kendime aşığım ve kendimi kendimden kıskanıyorum. En berbat düşüncemde bile kendimi seviyorum bir başkasını değil ama böyle mutluyum sanki hep kötü hissetmeye adamışım kendimi yada yaşarken ölmeye.Peki ölmek ne ? Bence ölmek tamda dünyanın en büyük binasından kendimi yere attığım anda tam da yere çakılmak üzereyken uyandığım an .Düşünsenizse rüyalarımızda bile baş roldeyiz. Peki neden hayatımızda başkalarını ön planda tutup onlara kendimizden bile çok değer veriyoruz (Yada değer veriyormuş gibi yapıyoruz).Aslında sorun tam olarak burada başlıyor çünkü o birkaç saniyenin içinde yalanlar başlıyor .Kime daha çok değer verdiğinizi anlamak imkansız. Çünkü bu hep karmaşık ama kimin size değer verdiğini anlamak da öyle, işte bu yüzden bezenlerim var benim yada olasılıklarım yada düşüncelerimin bir alternatifi .İşte bu yüzdende korkuyorum düşüncelerimin bile bir alternatifini ben bulmuşken ya bir başkası benim alternatifimi yaratmayı deniyorsa .



Mesafeler varsa sadece ruh ikizim binlerce kilometre uzaktaysa sadece ve aramızdaki tek yanlış yaşadığımız şehirlerse buna rağmen yaşam aynıysa ve eğer iki insan beraber olmak için yaratılmışsa sonunda bir yolunu bulurlar ya biz bulamazsak,.






Yada hep kendimi kandırıyorum.




İstediğim tek şey sensin ve kendimi senden alı koyamıyorum. Bazen Çıkıp dolaşmak istiyorum.Gittiğim yerde biriyle karşılaşıyım ve evet tam da bu diyebileyim.Beni yargılamak yerine sadece sevsin istiyorum ve bu yüzden tanımadıklarımı arıyorum.Çünkü hiç biri tanıdıklarımdan daha kötü olamaz.




Ya ben hala kendimi tanıyamamışsam.Ya istediğim şey bu değilse.


İşte bu yüzden olasılıkları hesap yerine oluruna bırakmak en iyisi 






Şimdi her biriniz bir hedef belirlemeli ve kendi kurallarınızı.


Benim en yeni kuralım an içinde ne istiyorsam onu yapmak hem bence her şey mümkün sonuçta başını kaldırdığında gördüğün yıldızlar şu anda orada olmayabilir onlar milyarlarca yıl önce öyle parıldıyor olabilirler şu anda parıldayan tek şey ...







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder